Bu Maddeye Atıf Yap
Daru'l Mülk Konya
Osmanlı Dönemin'de İmaret
2.2.3- Konya’da Yeni ve Yakın Çağ (1467-1923)
Dâru'l Mülk
Konya; Türkiye Selçukluları ve Karamanoğulları döneminde başkent olarak (Dâru’l Mülk) Alâeddin Tepesi’nde bulunan saraydan yönetilmiştir. Osmanlı döneminin ilk yıllarında da keza eyalet başkenti olarak yine buradan yönetilmiştir. Sarayın, XVII. yüzyılın başlarına kadar bu amaçla kullanıldığı bilinmektedir. Bu tarihten sonra yıkılmaya yüz tutması üzerine Bedelci Mehmet Ağa Sarayı satın alınmış ve buraya taşınılmıştır. Bugün mevcut olan Valilik Binası yerinde bulunan bu saray ve diğer resmî yönetim merkezleri ile ilgili olarak Evliya Çelebi şunları kaydetmiştir: “Ayan-ı Vilayetin nakli üzere, cümle saraylarında seksen kadar saray hamamları vardır. Üçyüzkırk bağlı bahçeli ab-ı revanlı saray-ı alileri vardır. Paşa Sarayı meşhurdur.” Paşa Sarayı olarak geçen yapının Bedelci Mehmet Ağa Sarayı olduğu tahmin edilmektedir. Dolayısıyla Beylerbeyi’nin bu sarayda oturduğu varsayılmaktadır. Bu sarayın yetersiz gelmesi üzerine Aslanlı Kışla’da Paşa Sarayı olarak bir bina yapılmış ancak bu bina şehre uzaklığı nedeni ile verimli kullanılamadığından askerî kışlaya çevrilmiştir. Bedelci Mehmet Ağa Sarayı 1867 yılında meydana gelen Büyük Konya Yangınında yanınca yerine günümüzde hâlâ kullanılmakta olan Hükûmet Konağı yapılmıştır. Dolayısıyla Konya fethedildiği tarihten itibaren önce Alâeddin Tepesi’nde sonra ise bugünkü valilik binasının bulunduğu yerden yönetilmiştir.[81]
Hükûmet Konağı ismiyle de anılan Konya Valilik Binasının inşaatı, Konya'nın Osmanlı dönemi valilerinden Said Paşa döneminde (1883) başlamış, Sururi Paşa’nın valilik döneminde 1887 yılında tamamlanmıştır. Bina, Konya dış kale duvarlarının muntazam taşları kullanılarak yapılmıştır.[82]
Avlonyalı Ferit Paşa
1898-1902 tarihleri arasında valilik yapan Avlonyalı Ferit Paşa’ya Konya tarihi içerisinde özel bir yer ayırmak gerekmektedir. II. Abdülhamit dönemi valilerinden olan Ferit Paşa, Konya’yı her yönü ile derleyip toparlayan ve birçok eserle donatan başarılı bir vali olarak tarihe geçmiştir. Şehir merkezinde ve kazalarda hükûmet konakları, hapishaneler, askerî kışlalar, mektepler, yollar ve köprüler inşa eden Ferit Paşa; Buğday Pazarı, At Pazarı ve Saman Pazarını yaptırmış, su şebekeleri başta olmak üzere şehrin altyapısını yenileştirip sağlamlaştırmıştır. Konya’nın ilk müzesi Müze-i Hümayun bu dönemde açılmış, eğitim hizmetlerine büyük önem verilmiş, 10 rüştiye ile 256 ilkokul açılmış, Mekteb-i Sanayi (Sanayi Mektebi 1898), Dârû’l Muallimin (öğretmen okulu) eğitime başlamıştır. Osmanlının son döneminde ilçeleri ile birlikte Konya’da 530 civarında medrese olduğu tespit edilmiştir. Sadece Alâeddin Tepesi ile Mevlâna Türbesi arasındaki (Mevlâna Caddesi) güzergâhta 10 kadar medresenin bulunduğu bilinmektedir. Ferit Paşa, Beyşehir Gölü’nün fazla sularını Çarşamba Çayı’na aktararak çok önemli bir hizmet ifa etmiştir. Beyşehir Gölü’nün çıkışına yapılan regülatör ve suyu Çarşamba suyuna ulaştıran kanal, Anadolu’nun en büyük su projelerinden biridir. Hatta yapıldığı dönem göz önüne alındığında bir dünya projesi olarak da nitelendirilebilir. Araştırmacı-Yazar Hanefi Aytekin “İz Bırakan 100 Ünlü Konya Valisi” isimli kitabında 1898-1902 tarihleri arasında Konya valiliği yapan Ferit Paşa için şunları ifade etmektedir. “Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet devrinde şimdiye dek Avlonyalı Mehmet Ferit Paşa gibi bir Vali Konya’ya hizmet vermemiştir.” Ferit Paşa Konya valiliğinden sonra Sadrazamlık görevine getirilmiş ve İkinci Meşrutiyetin ilanına kadar bu görevde kalmıştır (1908).[83]
İlk Su Şebekesi
Konya’da 1908'de Hukuk Fakültesi açılmıştır. Şehrin ihtişamına uygun bir şekilde yeniden mamur edildiği bu dönemde Konya’ya kazandırılan eserlerin çoğunda II.Abdülhamid imzası bulunmaktadır. Konya bu yönüyle II.Abülhamid’e çok şey borçludur. 1907’de Osmanlı Anadolu Demiryolu Şirketine ihale edilen ve 1914’te hizmete giren su şebekesi Türkiye’de devlet eli ile yapılan ilk su şebekesi olma özelliğine sahiptir.[84] Konya şehir merkezinde geçmişten kalan çok sayıda tarihî eserin bir kısmı Osmanlı’nın son döneminde daha büyük kısmı ise Cumhuriyetin ilk döneminde çeşitli sebeplerle yıkılmış/yıktırılmıştır. Kimi bakımsızlıktan, kimi yıkılma tehlikesi karşısında devletin yeniden ayağa kaldırma gücü (ekonomik) bulunmadığından, kimi bilinçsizlikten kimi ise şehrin yeniden (ama yanlış) yapılandırılması nedeni ile yok edilen bu eserlerin taşları (diğer malzemelerle birlikte) yeni yapılan binalarda kullanılmıştır.
Kaynakça
-
[81]
UZ, Mehmet Ali, DOĞAN, Mehmet, Belgelerle Adım Adım Konya-Meram Belediyesi Kültür Yayınları 2016, s.73 ve 106
-
[82]
KARPUZ, Haşim, ODABAŞI, Sefa, KÖSEOĞLU, Ahmet, SÖĞÜT, Bilal, Fotoğraflarla Geçmişte Konya, Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları-18
-
[83]
AYTEKİN HANEFİ, İz Bırakan 100 Ünlü Konya Valisi, Ülkü Basımevi
-
[84]
Konya, Konya Ansiklopedisi, Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları-209, Cilt 5, s.275,