Bu Maddeye Atıf Yap
Daru'l Mülk Konya
Selçuklu Dönemi Haçlı ve Moğol Saldırıları
Selçuklu Dönemi (MS 1071-1308)
I.Kılıçarslan’dan sonra gelen üç sultan (Şehinşah, I.Mesud ve II. Kılıçarslan) ise konjonktürel gelişmeler (Haçlı Seferleri, Bizans Savaşları, Danişmendlilerin güçlenmesi) üzerine daha ziyade Anadolu topraklarında tutunma mücadelesi vermişlerdir. Türkiye Selçuklularının ilk döneminde Anadolu’da Danişmendilerin bölgesel bir güç olduğu görülmektedir. Danişmendlilerin bölgesel gücünü , onların yardımı ile tahta oturan ve aynı zamanda kendilerinin damadı olan I.Mesud kırmıştır. Bizans’ı dize getirmek ise oğlu II.Kılıçarslan’a nasip olmuştur. 17 Eylül 1176 yılında yapılan ve Bizans Ordusu’nun ağır bir yenilgi almasıyla sonuçlanan Miryokefalon Savaşı Türkiye Selçuklu dönemin en büyük zaferlerinden birisi olarak tarihe geçmiştir. II. Kılıçarslan’ın zekâsı ve üstün dehası ile kazanılan savaş, Anadolu’yu kalıcı Türk vatanı yapan zafer olarak nitelendirilmektedir. Miryokefalon Muharebesinin yapıldığı yer ile ilgili farklı görüşler mevcuttur. Son yıllarda Konya ile Beyşehir arasında bulunan Bağırsak Boğazı öne çıkmaktadır.59 II.Kılıçarslan ve sonrasında Anadolu’da bulunan birçok krallık (şehir veya bölgesel büyüklükte) ortadan kaldırılmış, bugünkü Türkiye topraklarına tekabül eden büyüklükte bir devlet kurulmuştur. Bazı komşu krallıklar ise Türkiye Selçuklularına bağlılıklarını bildirerek varlıklarını sürdürebilmişlerdir.

Türkiye Selçukluları, dünyanın en büyük hadiselerinden kabul edilen Haçlı Seferlerinde önemli rol oynamışlardır. İslam Dünyası adına Asya’nın en batı ucunda kalkan görevi gören Anadolu Selçukluları; mücadeleleri, başarıları ve zaferleri ile İslam dünyasının takdirini kazanmışlardır. Aynı zamanda Konya, Haçlı Seferleri sırasında büyük zarar görmüştür.
Selçuklu Sultanları etrafı surlarla çevrili (iç kale) Alâeddin Tepesi’nden ülkeyi yönetmişlerdir. Bugünkü Türkiye coğrafyasının büyük kısmına hâkim olan Anadolu Selçukluları İslam’a bağlılıkları, cesaretleri, adaletleri ve ilme saygıları ile tanınmış, takdir görmüşlerdir. Camiyi tepeye, (Alâeddin Camii) saraylarını ise tepenin yamacına inşa eden Selçuklu Sultanlarının hayatı at sırtında, cenk meydanlarında geçmiştir. Selçuklu Sultanlarından bir kısmı Alâeddin Camisi’nin avlusunda bulunan Sultanlar Türbesi’nde medfundur.
Medeniyetimizin temellerinin atıldığı bu dönemde Konya büyümüş, gelişmiş bir ilim ve ticaret merkezi hâline gelmiştir. Fethedildiğinde 3-5 bin nüfuslu kasaba büyüklüğünde bir yerleşim birimi olan Konya bu dönemde dört başı mamur bir şehir hâline gelmiştir. Anadolu Selçukluları döneminde Konya’nın nüfusunun 60 bine ulaştığı tahmin edilmektedir. Yakın çevresi ile birlikte nüfusun 100 bini aştığını söyleyenler de bulunmaktadır. Anadolu Selçukluları döneminde iç kale tahkim edilmiş, başkentin korunması amacıyla Alâeddin Keykubad döneminde uzunluğu 4 kilometreyi aşan dış surlar inşa edilmiştir. Bu surların şehir dışına açılan 12 kapısı bulunmaktaydı. Sürekli göç alan şehir ilerleyen zamanlarda surların dışına taşmıştır. Konya iç ve dış surlarla birlikte şehrin 13 kilometre kadar batısında bulunan Gevale Kalesi ile de korunmaktaydı. Gevale Kalesi, başkentin ileri savunma karakolu konumunda olmuştur.

İçerideki Hıristiyan teba ile birlikte bir huzur beldesi hâline gelen Konya’da insanlar tarım, hayvancılık ve ticaret ile uğraşmaktaydılar. Meram ve çevresinde bulunan bağ, bahçe ve tarlalarda tarım, ova ve yaylalarda hayvancılık, şehir merkezinde dünyanın dört bir tarafından gelen tüccarlar vasıtası ile ticaret yapılmaktaydı. Şehirde ayrıca kalabalık nüfusun ihtiyaçlarını karşılayan bir zanaatkâr kesimi de bulunmaktaydı. Devletin ve şehrin zenginliği birçok kesimle birlikte ilimle iştigal edenlerin de dikkatini çekmekteydi. İslam dünyasının en meşhur medreselerinin tesis edildiği Dâru’l Mülk, farklı coğrafyalardan ilim tahsili için gelen talebelerle dolup taşmaktaydı. İlim ve sanata büyük önem veren Selçuklu Sultanları, dünya çapında ilim sahibi kimseleri başkente davet etmişler ve onlara maddi manevi desteklerde bulunmuşlardır. Mevlâna ailesinin Konya’ya gelişi böyle olmuştur. Hazreti Mevlâna ile birlikte, Muhyiddin-i Arabi, Sadreddin-i Konevi, Şems-i Tebrizi, Yunus Emre, Ahi Evran gibi ilim insanları Konya’ya yerleşen veya bir süre Konya’da ikamet eden dünyaca meşhur âlimlerdir. I. Alâeddin Keykubad Dönemi ise (1220-1237) Türkiye Selçuklu Devleti’nde, devlet yönetimi, ilim, sanat ve mimaride zirve dönemi (en parlak dönem) olarak nitelendirilmektedir. Alâeddin Keykubat’ın erken vefatı ile (zehirlenmek suretiyle) devlette çöküş süreci başlamıştır. Cengiz Han ile başlayan Moğol istilaları çöküşü hızlandırmıştır. II.Gıyaseddin Keyhüsrev’in Moğollarla 1243’te yaptığı ve kaybettiği Kösedağı savaşından sonra bir daha devleti toparlamak mümkün olmamıştır. Türkiye Selçuklularının 1256’da ikinci defa Aksaray Sultanhanı Savaşında Moğollara kaybetmesi toparlanma umudunu tamamen ortadan kaldırmıştır. Bu mağlubiyetten sonra devlet II.İzzeddin Keykavus ile IV. Kılıçarslan arasında ikiye bölünmüştür. Bundan sonraki dönem daha da sıkıntılı geçmiştir. Bu dönemde Sultanlık makamına oturanlar kendi özgür iradeleri ile devleti yönetememişler, Moğolların ve İlhanlıların güdümüne girmişlerdir. Devletin çöküşü ile birlikte Konya şehri de eski cazibesini kaybetmeye başlamıştır. 1308’le birlikte Anadolu Selçuklu Devleti tarihe karışmış, Konya sıkıntılı bir sürece doğru sürüklenmiştir. Anadolu Selçuklularının son hükümdarı II.Gıyaseddin Mesud’dur. II.Gıyaseddin Mesud, yaşanan sıkıntılar nedeniyle devleti Kayseri’de yönetmeye çalışmış, burada vefat etmiştir. II.Gıyaseddin Mesud’tan sonra (ölüm:1308) hanedandan Sultan olacak kimse kalmamıştır. Böylece Anadolu’yu bize yurt edinen Türkiye Selçukluları tarihe karışmıştır.
Kaynakça
-
[59]
CEYLAN Mehmet Akif, Miryokefalon Savaşı açısından Konya Bağırsak Boğazı’nın coğrafik özellikleri, https://dergipark.org.tr/tr/pub/usad/issue/39382/464657