Bu Maddeye Atıf Yap
Daru'l Mülk Konya
Tarihi Dönemlerde Konya
2.2- TARİHÎ DÖNEMLERDE KONYA MÖ 3.200– Günümüz
Tarihin tasnif edilip sınıflandırılmasında farklı ölçütler kullanılmıştır. Miladı bilinmeyen tarihin daha rahat anlaşılabilmesi için belirli kriterler esas alınmıştır. Bilim İnsanlarının genel anlamıyla üzerinde mutabık kaldıkları kriterlerden birisi yazının icadıdır. Tarihçiler yazının icadını önemli bir kilometre taşı olarak görmüşlerdir. Eskiden tarihî dönemleri değerlendirmede mağara resimleri ve kullanılan araç ve gereçler esas alınırken, bu icatla birlikte tarihçilerin eline yeni ve daha sağlam bir argüman geçmiştir. Yazı arkeolojik ve tarihsel çalışmalarda işin doğası gereği en önemli delil olarak kabul edilmektedir. Yazının icadından sonraki döneme ‘Tarihî Devirler-Çağlar’ denilmektedir. Yazıyı ilk kullananların Mezopotamya’da büyük bir uygarlık kuran Sümerler olduğu bilinmektedir. Sümerlere ait ilk yazı örnekleri MÖ 3200’lere tarihlenmektedir.[25] Tarihî Çağlarda, dünyanın kadim coğrafyalarıyla birlikte Konya’da da aktif bir hayat söz konusudur. İnsanlar bu dönemde Tarih Öncesi yaşam alışkanlıklarına yeni alışkanlıklar eklemişlerdir. Araç ve gereçlerin üretiminde taş ve toprakla birlikte madenlerden de istifade edilmiştir. Yerleşik hayata geçiş hızlanmış, nüfus artmış, mimari gelişmiş, tarım ürünlerindeki çeşitlilik artmıştır. Yerleşik hayata geçiş, tarımın insan hayatındaki önemini artırmıştır. Yazı ile birlikte farklı coğrafyalarda yaşayan topluluklar arasında etkileşim başlamış, idari yapılanmalarda kurumsallaşma önem kazanmıştır. Devletler hâkimiyet alanlarını genişletme çabası içerisine girmişlerdir.
2.2.1-KONYA’DA İLK ÇAĞ MÖ 3.200 – M.S:375-476
Yazının icadı dünya tarihini ciddi manada etkilemiştir. Önce Sümerler ardından Mısırlılar kendi dönemlerinde yaşananları yazı ile âdeta ölümsüzleştirmişlerdir. Anadolu’da tespit edilen en eski yazı örnekleri MÖ 2100’lere aittir.[26] Bundan dolayı Anadolu’da M.Ö 3.200 ile MÖ 2.100 yılları arasındaki tarih, yine arkeolojik kazılardan elde edilen bulgularla değerlendirilmektedir. Buradan hareketle Anadolu’da ‘Tarih Dönemi’ geç başlamıştır denilebilir.
2.2.1.1- İlk Çağ MÖ 3.200- 2.300 arası
Bu tarihler arasında Konya’yı içerisine alan coğrafyada Geç Kalkolitik Çağ yaşanmaya devam etmektedir. Madenler kullanılarak daha dayanıklı, uzun ömürlü eşya ve silahlar üretilmektedir. Henüz yazının ulaşmadığı Anadolu’nun bu bölgesinde Sümer ve Mısır gibi büyük güçlerle kıyaslanabilecek bir devlet yapılanmasının olup olmadığı bilinmemektedir. Ancak Mezopotamya kaynaklarında bu dönemde Anadolu’da birçok krallık veya şehir devletinden bahsedilmektedir. Akkad Kralı Sargon (tahta çıkış yaklaşık MÖ 2340) ve torunu Kral Naramsin dönemini anlatan (tahta çıkış yaklaşık 2260) belgelerde Anadolu seferlerinden bahsedilmektedir.[27] Bu belgelerde Akadların Anadolu’da on yedi krallığa karşı savaştığı geçmektedir. Bilinenleri Hatti, Türki ve Puruşanda (Burushattum) krallıklarıdır. Hatti Krallığı’nın Orta Anadolu’nun kuzeyinde bulunduğu bilinmekledir. Hattiler, daha sonraki dönemde bölgede devlet kuran Hititlerin içinde (zamanla) erimişlerdir. Puruşanda Krallığı’nın merkezinin neresi olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Aksaray Acemhöyük veya Konya Karahöyük üzerinde durulmaktadır. Türki Krallığı’nın Türklerle bir ilgisinin bulunup bulunmadığı bilinmemektedir.
Akadlarca düzenlenen seferde Kral Sargon’un Puruşhanda Kralı Nurdahhi’yi yendiği anlaşılmaktadır. Sargon’un zaferden sonra maiyetindekilere şu emri verdiği kayıtlarda geçmektedir. “Şehrin surlarını ve kapılarını yıkın. Sargon’un ve Nurdahhi’nin resimlerini yapıp kapıya asın. Resimde Nurdahhi, Sargon’un önünde hazır dursun ve kadeh sunsun.” şeklindedir. Bu metinde Puruşhanda, kalesi ve kale kapıları olan büyük bir şehir olarak tasvir edilmektedir.
Son yıllarda Puruşhanda (Puruşhatum) Krallığının başkentinin Konya Karahöyük olduğu yönündeki görüşler ağırlık kazanmıştır.[28] Puruşhanda’nın merkezinin Karahöyük olduğunun tespit edilmesi Konya’ya önemli bir ayrıcalık kazandıracaktır. Bu durumda Konya MÖ III’üncü bin yılın ortalarında (MÖ 2400-2300-2200) varlığı bilinen bir devletin başkentliğini yapmak gibi artı bir değere sahip olacaktır. Hititolog Ord. Prof. Sedat Alp de Pruşhanda’nın merkezinin Karahöyük olabileceği üzerinde durmaktadır. Genel kanaat Karahöyük’ün ya Puruşhanda’nın başkenti ya da dönemin büyük ticari merkezlerinden biri olduğu şeklindedir. Höyükte devam eden kazı çalışmaları ile ileride daha net bilgilere sahip olunabilecektir.
Bu tarihler arasında Konya ve civarlarında ciddi bir nüfusun barındığı görülmektedir. Konya sınırları içerisinde bu döneme ait (ilk çağın ilk dönemi) onlarca höyük bulunmaktadır. Belli başlıları Karahöyük, Aşkar Höyük, Sarayönü Başhöyük, Kadınhanı İmircik Höyük, Beyşehir Kuşluca Höyük, Meram Bayat Höyük, Karapınar Hayıroğlu Kızıl Höyük, Doğanhisar Başköy Höyük’tür.
Bu dönemle birlikte bugünkü Konya Şehir Merkezi tarih sahnesine çıkmaktadır. Bugünkü şehir merkezinin orta noktası kabul edilen Alâeddin Tepesi’nde Tunç Çağı’na (M.Ö 3.000-MÖ 1200) tarihlenen buluntulara rastlanmıştır. 1941 yılında yapılan kazılarda, Tepe’nin MÖ 2000’li yıllarda başlayan, Orta Anadolu’nun tarihî iskân stratigrafisine uygun bir şekilde sıralı iskân gördüğü anlaşılmıştır.[29] Günümüzde Alâeddin Tepesi olarak bilinen bu tarihî höyük, sonraki dönemlerde Frig, Hitit ve Roma Uygarlıklarının önemli merkezlerinden biri hâline gelmiştir.
Kaynakça
- [25] ÖZKARAL, Tuğba Cevriye, Eskiçağda Yazı, Kitap ve Kütüphanelerin Oluşum Süreci, dergipark.org.tr
- [26] ERTUĞRUL, Erman, Anadoluda En Erken Yazının Tarihi Eskiye Gidebilir, arkeofili.com
- [27] SOYSAL, Oğuz, Akkad Kralları Sargon ve Naramsin’in Anadolu Seferleri Konusunda Bazı Ayrıntılar, www.academia.edu
- [28] BAHAR, Hasan, Konya’nın Kırk Höyüğü,Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları-172 s.102
- [29] AKOK, Mahmut, Alâeddin Tepesi’nde yapılan 1941 kazılarında elde edilen Mimari Buluntular., VII.Türk Tarih Kongresine Sunulan Bildiri, TTK Yayınları, Ankara 25/29 Eylül 1970, s.60