Bu Maddeye Atıf Yap

Nurettin Bay. (2025). Karamanoğulları – Osmanlı Mücadelesi. Darül Mülk Konya Ansiklopedisi. Erişim Adresi: https://kbb2.darulmulkkonya.com/ansiklopedi/karamanogullari-osmanli-mucadelesi
@article{dmk_26, author = {Nurettin Bay}, title = {Karamanoğulları – Osmanlı Mücadelesi}, journal = {Darül Mülk Konya Ansiklopedisi}, year = {2025}, url = {https://kbb2.darulmulkkonya.com/ansiklopedi/karamanogullari-osmanli-mucadelesi} }
Karamanoğulları – Osmanlı Mücadelesi

Daru'l Mülk Konya

Karamanoğulları – Osmanlı Mücadelesi

2.2.2.3- Ortaçağ Karamanoğulları dönemi (M.S. 1308- 1465/1474)

Karamanoğulları, 1397’de Konya’yı kısa süre kaybetseler de 1402 sonrası yeniden güçlenmiş; Fatih’in 1467’de Konya ve Gevale’yi almasıyla beylik sona ermiş ve 1474–1487 arasında kalan direniş de tamamen etkisizleştirilmiştir.

Osmanlı Ordusu Niğbolu seferine (1396) çıktığında Ankara’ya saldıran Alâeddin Bey’in bu askerî manevrası bardağı taşıran son damla olmuştur. Savaştan zaferle dönen Yıldırın Bayezid,  ordusu ile Konya’ya yürümüş, şehri teslim almıştır. Yıldırım Bayezid, Karaman ilinin (Konya) idaresini oğlu Mustafa’ya vererek geri dönmüştür.67 Konya, ilk defa bu tarihte Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. (1397) Ancak bu hâkimiyet uzun sürmemiştir.

 

Yıldırım Bayezid’in 1402’de Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesi Karamanoğullarına yeni bir fırsat daha doğurmuştur.  Timur, Konya’yı içine alan Karaman bölgesinin tamamı ile Kayseri ve Kırşehir civarlarını Alâeddin Bey’in çocuklarına (Karamanoğullarına) vermiştir. Karamanoğulları, Osmanlıda ‘fetret dönemi’ olarak da bilinen bu süreçte Ereğli, Tarsus ve Isparta bölgelerini de alarak sınırlarını genişletmişlerdir. Kütahya’yı ele geçirip Bursa’yı kuşatmışlardır. Ancak Bursa’yı almaya muktedir olamamışlardır.

 

Çelebi Mehmet’in Osmanlıyı yeniden toparlaması ve ardından II. Murat devrinde elde edilen başarılar, dengelerin değişmesine neden olmuştur. Osmanlılar kaybettikleri toprakları kısa sürede  yeniden alarak egemenliklerini pekiştirmişlerdir.  Karamanoğulları ile devam eden didişme ve çatışmalara 1344’te yapılan anlaşma ile yeni bir nokta konulmuştur.  Bu anlaşma ile Karamanoğlu II.İbrahim Bey bir oğlunu Osmanlılara rehin vererek, bir daha Osmanlı toprağına saldırmayacağını beyan etmiştir.  II. Murat,  kız kardeşini  (Çelebi Mehmed’in kızı Sultan Hatun) İbrahim Bey ile evlendirerek barış ortamını akrabalık bağları ile pekiştirmeye çalışmıştır. İbrahim Bey Konya’daki tahta oturarak ülkesini yönetmiştir. Karamanoğullarının çoğunlukla Karaman’ı başkent olarak kullandıkları ancak büyüklüğü, stratejik konum ve önemi nedeni ile güvenlik sorunu olmadığı sürece Konya’daki tahtı tercih ettikleri görülmektedir. Karamanoğullarının siyasi ortam elverişli olduğu sürece Konya’yı merkeze almalarının en önemli sebebi Selçuklu mirasının vârisleri oldukları mesajını dünyaya vermektir. Karamanoğulları kan bağı olmasa da Türkiye Selçuklularının uç beyleri olarak, kendilerini 1308’den itibaren vârisi kalmayan Selçukluların mirasçısı olarak görmüşlerdir.

İbrahim Bey’den sonra çocukları arasında taht kavgaları çıkmış, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın da meseleye karışması Osmanlıyı son defa harekete geçirmiştir. 1453’te İstanbul’u alarak Osmanlıyı cihan devleti hâline getiren Fatih Sultan Mehmet, İbrahim Bey’in kendilerine sığınan çocuklarından (aynı zamanda halasının oğlu) Pir Ahmet’e destek vererek Karamanoğlu yurduna hâkim olmasını sağlamıştır (1465).  Ancak Pir Ahmet ile de sorunlar yaşanmaya başlamıştır.   Pir Ahmet ahdine sadık kalmayıp Osmanlı toprağına tecavüzlere başlayınca,  sorunu kökünden çözmeye karar veren Fatih Sultan Mehmet 1467’de önce Gevale kalesini ardından da Konya’yı alarak, Karamanoğlu Beyliğini sonlandırmıştır.  Konya’nın idaresini de şehzade Mustafa’ya bırakmıştır. Bu tarihle birlikte Konya’da şehzadeler dönemi ikinci kez başlamıştır (birincisi Yıldırım Bayezid Oğlu Şehzade Mustafa).

Fatih Sultan Mehmet, Konya’daki ilim ve sanat erbabı ile kalifiye mimar ve ustaları İstanbul’a götürmüştür.  Bunlar İstanbul’un yeniden inşasında önemli görevler ifa etmişlerdir.  Halktan da İstanbul’a götürülenler olmuştur.  Nitekim İstanbul'da Büyük Karaman'a (Çarşamba semti) Larendeliler, Küçü Karaman'a (Fatih semti) Konyalılar, Aksaray semtine de Aksaraylılar yerleştirilmiştir. İstanbul’daki Aksaray semtinin ismi buradan gelmektedir.   Karamanlı Hıristiyanlar ise Yedikule civarında iskân edilmiştir. Öyle ki Samatya ile Narlıkap arasındaki Hagios Konstantinos Kilisesi yıllarca Karamanlılar Kilisesi olarak bilinmiştir.  Karamanlı Hıristiyanlar daha sonra Fener ve özellikle Kumkapı semtine yayılmışlardır.68

 

Konya’da (Tüm Karaman yurdu) yeni bir Karamanoğlu filizlenmesinin yaşanmaması için bazı tedbirler alınmıştır. Karamanoğullarının ve önceki dönemlerin ileri savunma karakolu ve zor dönemlerin sığınma merkezi  durumundaki Gevale Kalesi yıktırılmıştır. Şehir merkezi ise yeni bir iç kale  (ahmedek) ile tahkim ettirilmiştir.

 

Pir Ahmet ve yakınları  atalarının yaptığı gibi hayatta kalmak ve yeniden toparlanmak amacıyla Taşeli’ne (Toroslara) çekilmişlerdir.  Mücadeleyi bırakmayan Karamanlılar önce dağlık yerleşkelerde hâkimiyeti sağlamışlar, ardından da akınlar düzenleyerek sınırlarını genişletmeye başlamışlardır. Fatih Sultan Mehmet Akkoyunlu tehlikesini 1473’te Otlukbeli zaferi ile savuşturduktan bir yıl sonra 1474’te bölgeye sefer düzenleyerek dağlık kesimde toparlanmaya çalışan Karamanoğullarına bu fırsatı vermemiştir. Karamanoğlu Beyliği 1474’te büyük oranda ortadan kaldırılmıştır.  1474 itibarıyla bugünkü Konya ili topraklarının tamamı Osmanlıların eline geçmiştir.

 

Osmanlı-Karamanoğlu hesaplaşması, tüm Karaman ili topraklarının Osmanlı’nın hâkimiyetine geçmesi ile de bitmemiştir. Şehzade Mustafa’nın ölümünden sonra  Karaman Valiliğine Fatih Sultan Mahmed’in diğer oğlu Şehzade Gıyaseddin Cem Çelebi getirilmiştir. Cem Sultan olarak da bilinen şehzade,  Konya halkı ile  iyi münasebetler kurmuş, kişiliği ve başarılı yöneticiliği ile onların takdirini kazanmıştır. II.Bayezid ile Cem Sultan  arasında başlayan sultanlık mücadelesinde Cem Sultan ile birlikte hareket eden son Karaman beyi Pir Ahmed’in kardeşi Kasım Bey halktan da destek görmüştür. Karamanlılık ruhunu canlandırmaya yönelik başlatılan hareket Gedik Ahmet Paşa tarafından bastırılmıştır. Kasım Bey daha sonra af dileyerek II.Bayezid’in yanında yer almıştır.

 

Pir Ahmet’in kardeşi Kasım bey ve yakınları  II.Bayezid döneminde kontrollü olarak Silifke’de iskan ettirilmişlerdir.  Kasım Bey’in 1483’te ölümünden sonra Karaman ileri gelenleri İbrâhim Bey’in torunu Turgut oğlu Mahmud’u İç İl’de bey yapmışlarsa da onun Osmanlı-Memlük savaşında Memlükler tarafını tutmasından dolayı üzerine kuvvet gönderilmiştir. Mahmud, Halep’e kaçmak zorunda kalmıştır (892/1487). Böylece Osmanlı Devleti adına 1487 tarihi itibarıyla tüm uzantıları ile Karamanoğlu tehlikesi bertaraf edilmiştir.69

 

Karamanoğulları,  sahip oldukları toprakları Karaman ve Konya’da yönetmişlerdir. Devlet yapısı itibariyle Selçuklu ile benzerlik göstermektedirler. Kendilerini Türkiye Selçuklularının vârisi olarak görmüşlerdir. Tarihleri boyunca önce Türkiye Selçukluları, ardından Moğollar ve son olarak da Osmanlılar ile mücadele vermişlerdir.  Karamanoğulları Konya ve bölgesinde birçok eser inşa etmişlerdir. Hafız yetiştirmek amacı ile kurdukları Dâru’l Hüffaz merkezleri önemli bir işlev görmüştür.

 

Karamanoğulları bölgedeki güç dengelerinden yararlanarak varlıklarını sürdürmeye ve büyümeye çalışmışlardır. Memlükler, Timur İmparatorluğu, bazı Avrupa devletleri ve Akkoyunlularla dirsek temaslarında bulunarak bölgesel dengeler kurmuşlar, zaman zaman rakiplerinin zayıf noktalarından yararlanmışlardır. Selçuklularla ve Osmanlılarla girdikleri çatışmalar Anadolu halkı tarafından tasvip görmemiştir. Ancak Moğollara karşı verdikleri mücadelelerde halk arkalarında olmuştur. Konya, hem Türkiye Selçuklularının hem de Karamanoğullarının merkez şehri olmuştur. Aradaki kesinti dönemleri hesaba katılmadığında, Konya’nın 1097’den 1467’ye kadar Selçuklulara, ardından Karamanoğlulları’na toplamda 370 yıl boyunca başkentlik yaptığı söylenebilir.

Sayfa /

Kaynakça