Bu Maddeye Atıf Yap
Daru'l Mülk Konya
Konya'da Orta Çağ
Ortaçağ ilk dönem (M.S 476-1071)
2.2.2- KONYA’DA ORTA ÇAĞ
Konya Ortaçağda dünyada ismi duyulan belli başlı merkezlerden biri durumunda olmuştur.
2.2.2.1- Ortaçağ ilk dönem (M.S 476-1071)
MS 374-375 yıllarında Orta Asya’dan batıya göceden Hunlar Avrupa’da dengeleri değiştirdi. Avrupa içinde büyük dalgalanmalara neden olan bu gelişme, daha farklı sıkıntılar da yaşamakta olan Roma İmparatorluğunun bölünmesine neden oldu. Anadolu, MÖ 395’te Doğu Roma ve Batı Roma adlarıyla ikiye bölünen imparatorluk toprakları içerisinde coğrafik konumu gereği Doğu Roma’nın sınırları içerisinde yer aldı. Batı Roma; devam eden çalkantılara, ekonomik sıkıntılara ve iç çatışmalara dayanamayarak 476’da yıkıldı. Tarihçilerin bir bölümü kavimler göçünü (MS 375), bir bölümü ise Batı Roma’nın yıkılışını Orta Çağın başlangıç tarihi olarak kabul etmektedir.
Bizans (Doğu Roma) döneminde İconium (Konya), ticari yolların kesiştiği, stratejik öneme sahip bir il konumunda olmuştur. Surlarla tahkim edilen şehir, Bizans’ın 21 askerî bölgesinden (Thema) biri olan Thema Anatolica’nın (kolordu) merkezi hâline getirilmiştir. Thema Anatolica, Ankara’nın güneyinde kalan tüm İç Anadolu Bölgesi ile Göller Bölgesi’ni içine alan sınırlara sahip bulunmaktaydı.
Şükran Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde yürütülen kazı çalışmalarında bu döneme ait (Roma) kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Kazıların yapıldığı 16 bin metrekarelik alan Arkeolojik Park Alanı ilan edilmiş ve MS V.yüzyıl ve sonrasına ait tarihî objelere rastlanmıştır. İkonium (Konya) Antik Kenti izlerine rastlanılan kazı çalışmalarında, Roma Dönemine ait hamam yapısı, Roma yolu, kilise kalıntıları ve mozaik taban döşemeleri tespit edilmiştir. Bu kazı çalışmalarından yola çıkılarak Alâeddin Tepesi ve etrafında şekillenen Konya şehrinin o dönemde ciddi büyüklükte bir kent olduğu söylenebilir.

Milenyum’un ortalarına doğru Arabistan Yarımadası içlerinden İslam Peygamberi Hazreti Muhammed (SAV) ile başlayan ve kısa sürede tüm cihanı saran hareketlilik kısa bir süre sonra Konya’yı da etkilemeye başlamıştır.
İslam Devleti
Hazreti Muhammed (SAV)’in kurduğu İslam Devleti’nin Konya’ya ilgisinin VII. asrın ortalarında başladığı görülmektedir. Müslümanların Bizans karşısındaki en büyük zaferlerinden biri olan Yermük Savaşından (MS 636) kısa bir süre sonra İslam Orduları Çukurova’yı fethederek Konya sınırlarına dayanmışlardır. Emevi İslam Devleti ile Konya’nın ilk teması hususunda Halife Bin Hayat Tarihi’nde şöyle bir ibare bulunmaktadır. “Bekkar Bin Abdullah bana Muhammed Bin Aiz’den, El Velid Bin Müslim’in şöyle dediğini yazdı: 61.yılda (Miladi 680-681) , Malik Bin Abdullah Konya’ya yapılan yaz savaşını idare etti.” Bu bilgiye dayanarak İslam ordularının I.Yezid döneminde Konya’ya gelmiş olabileceği düşünülmektedir.44
Bazı kaynaklarda, Emevi İslam Devleti döneminde M.S. 704’de Halife Abd-ül Melik Bin Mervan ve sonrasında M.S. 708’de oğlu Halife I.Velid zamanında islam ordularının Konya’yı kuşattığı, kısa bir süreliğine de olsa şehre sahip oldukları geçmektedir.45 Yine Emeviler döneminde Mervan Bin Muhammed’in (M.S. 723-724) Konya’yı fethettiği ancak Bizansların kısa süre sonra şehri geri aldığı bilgisi de mevcuttur. Abbasi döneminde de birkaç kez fetih girişiminde bulunulmuş ancak başarılı olunamamıştır.46
Abbasiler döneminde Anadolu’yu fethe gelenlerin içerisinde çok sayıda Türk asıllı asker bulunduğu, bunlardan bir kısmının fethedilen yerlere yerleştiği bilinmektedir. Bazı kaynaklarda, Bizanslıların Arap akınlarından korunmak ve Müslümanların ilerleyişini durdurmak için İslam Devletine vergi ödemeyi kabul ettiği geçmektedir. Evliya Çelebi, Bizanslıların Konya’nın Ereğli ilçesinin gelirini Beytü’l Mal’e gönderdiğini ifade etmektedir.47 Müslümanlar, 806 yılı Ağustosunda Halife Hârûnürreşîd, 831-832 yıllarında ise Halife Me’mun döneminde Ereğli’yi ele geçirdikleri görülmektedir.48 Harun Reşid’in Ereğli ve bölgesine geliş sebebi Bizans Kralı I.Nikophoros’un İslam devletine verdiği vergiyi vermemesi ve daha önce verdiklerini de geri istemesidir. Harun Reşid bu isteğe çok sinirlenmiş ve şöyle bir mektup yazmıştır: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; Müminlerin Emiri Harun’dan Bizansın kelbi Nikefor’a: Ey kâfir kadının oğlu! Mektubunu okudum. Cevabım ise duyduğun ile değil gördüğün ile hareket etmendir.” Harun Reşid 806 yılında Ereğli üzerine sefer düzenlemiş ve bölgeyi ele geçirmiştir. Bu durum karşısında Nikophoros her sene haraç ödemeyi kabul etmiş ve barış imzalanmıştır.49 Abbasilerin Konya akınları sonraki yıllarda da devam etmiştir. Ancak şehri elde tutmak mümkün olmamıştır.
Bizanslılar, Güney Doğu Anadolu ve Doğu Akdeniz bölgesini fetheden Müslümanların Orta Anadolu’ya geçmelerini engellemek amacıyla sınır bölgelerindeki kalelerini tahkim etmişler, garnizonlardaki asker sayısını artırmışlardır. İslam Devleti ile Bizans İmparatorluğu arasında Doğu Akdeniz Bölgesine geçiş güzergâhında ve sınırda yer alan Konya bu dönem çok sayıda savaş ve çatışmaya sahne olmuştur. Müslümanlar düzenledikleri bu akınlarda başarılı olmuşlar ancak bölgede uzun süreli ve kalıcı bir hâkimiyet sağlayamamışlardır. Kalıcı hâkimiyet Türklerin Anadolu’ya geçişi ile başlamıştır.
Dipnotlar
-
[2]
İvriz Kaya Anıtı’ndan esinlenerek tasarlanan Kütahya Çinisinin muhtemelen 19. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.
-
[3]
İvriz Kaya Anıtı; Konya’nın Ereğli ilçesine bağlı Halkapınar kasabasının yakınında, İvriz bölgesinde yer alan bir Geç Hitit dönemi eseridir. Yaklaşık 3.000 yıllık bir geçmişe sahip olan bu anıt, MÖ 8. yüzyılda Tuvana Krallığı’nın hükümdarı olan Kral Warpalawas tarafından yaptırılmıştır.
Anıt, doğal bir kayalık üzerine işlenmiş olup fırtına ve bereket tanrısı Tarhundas ile Kral Warpalawas’ı betimleyen bir rölyeftir. Tarhundas, elinde buğday başakları ve üzüm salkımları tutarak bolluk ve bereketi simgelerken, kral ise tanrının önünde dua ederken tasvir edilmiştir. Bu ikonografi, Konya Ovası’nın tarım açısından önemini vurgulayan bir sembolizm taşımaktadır.
İvriz Kaya Anıtı, dünyanın ilk tarım anıtlarından biri olarak kabul edilmekte ve UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır. Bu anıt, Hititlerin Anadolu’daki tarımsal zenginliğini ve su kaynaklarına verdikleri önemi yansıtan önemli bir kültürel miras niteliğindedir. Ayrıca, bölgedeki diğer Hitit eserleri ile birlikte Konya’nın tarihsel önemini de gözler önüne sermektedir.
Özgen, İ., & Öztürk, M. (2002). Anadolu’da Geç Hitit Dönemi Sanatı. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Hawkins, J. D. (1982). “The Neo-Hittite States in Syria and Anatolia.” In The Cambridge Ancient History (Vol. 3, pp. 372-441). Cambridge: Cambridge University Press.
Kaynakça
-
[44]
BAKIR, Abdulhalık, Halife Bin Hayat Tarihi. Bizim Büro Basımevi, Ankara 2001, s.19.
-
[45]
KÜÇÜKDAĞ Yusuf, ERDEMİR, Yaşar, ŞAHİN, Bekir, Karatay, Tarih-Kültür-Sanat-I, Karatay Belediyesi Kültür Yayınları, s.110
-
[46]
BAYKARA, Tuncer, TDV İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/konya
-
[47]
NAR Hasan, KILIÇ Gülşah, BAŞ, Besim Süleyman, Geçmişten Günümüze Ereğli, Konya Dizgi Ofset-Kasım 2009
-
[48]
TUNCEL, Metin, Konya-Ereğli, TDV İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/eregli
-
[49]
BAKIR Abdulhalık, Halife Bin Hayat, Halife Bin Hayat Tarihi, s.547; İbnü’l Esir, El Kamil Fi’t Tarih, C.VI.s.167

