Geç Hitit dönemi Anadolu’da M.Ö 700’lü yıllara kadar sürmüştür. Friglerin Anadolu’daki tarihi MÖ XIII. yüzyıla kadar gitmektedir. Bu yıllarda Sakarya Nehri civarlarında yaşadıkları bilinen Frigler Hititlerin zayıflaması üzerine varlıklarını hissettirmişler, bulundukları bölgeden dışarıya doğru açılmaya başlamışlardır. Zamanla siyasi bir güç hâline gelen Frigler, MÖ VIII. yüzyılda Ankara’nın Polatlı ilçesi yakınlarındaki Gordion’u kendilerine başkent yaparak Orta Anadolu’da Konya’yı da içine alan büyük bir devlet kurmuşlardır.[37] Şehrin nüvesini oluşturan Alâeddin Tepesi’nde yapılan kazılarda Frig dönemine ait çok sayıda kalıntıya rast gelinmiştir. Kadim Anadolu kültürlerini aynı potada buluşturan Frigler Orta Anadolu’da kalıcı izler bırakmışlardır. Tam bu dönemde iklim değişikliğinin yol açtığı kuraklık nedeni ile Asya içlerinde bir hareketlilik başlamış, kıta bozkırlarının göçebe toplulukları hayvanlarına otlak bulabilmek amacıyla batıya göç etmeye başlamışlardır. İskit saldırıları karşısında Anadolu’ya göç etmek zorunda kalan Kimmerlerin ilk hedef coğrafyalarından birisi Frig toprakları olmuştur. Göçebe Kimmerler Friglerle yaptıkları mücadelede başarılı olmuşlardır. Kimmerler, MÖ 676 yılında Frig egemenliğindeki toprakları istila ederek, başkentleri Gordion'u ele geçirmişlerdir.[38] Frgilerin meşhur kralı Midas’ın bu yenilgiyi kabullenemediğinden intihar ettiği şeklinde görüşler mevcuttur.[39] Yaşadıkları coğrafya nedeni ile Kimmerlerin Türk olduğunu iddia edenler olmuştur.[40] Tarihçiler arkalarında yazılı belge bırakmayan (yazıyı henüz kullanmadıkları için) bu kavmi değerlendirmekte zorlanmaktadır.
Frigler Kimmer saldırılarına direnemeyip siyasi birliklerini kaybettikleri hâlde kültürel zenginlikleri sayesinde asırlar sonrasına kadar kimliklerini korumayı başarabilmişlerdir.[41] Kimmerler Frigya ile yetinmemiş, batıya yönelerek Lidya topraklarını da ele geçirmişlerdir. Ancak Lidyalılar kısa sürede toparlanmayı bilmişlerdir. Güçlü Lidya kralı Alyattes MÖ VI. yüzyılın başlarında kuzeydeki Bitinya Bölgesi üzerine sefere çıkmıştır. Lidya'nın kuzeyinde Antandros yöresinde yerleşmiş olan Kimmer boyları üzerine yürüyerek, onları Kızılırmak'ın doğu yakasındaki Kapadokya bölgesine sürmüştür.[42] Kimmerlerin etkisiz hâle getirilmesinde Lidyalılara destek veren Asurluların da katkısı bulunmaktadır. Bu zaferle birlikte Orta ve Batı Anadolu üzerindeki Kimmer hâkimiyeti son bulmuştur. Anadolu’nun Konya’yı da içine alacak şekilde Kızılırmak’a kadarki bölümü Lidyalıların kontrolüne girmiştir. Manisa’nın Salihli ilçesi yakınlarında bulunan Sardes kentini (günümüzde Sart) kendilerine başkent yapan Lidyalıların Konya ve bölgesi üzerindeki egemenlikleri fazla sürmemiştir. Doğuda büyük bir güç hâline gelen Perslerin Anadolu seferi Lidyalıların sonunu getirmiştir.
Persler; Kral Kyros’un Mısır ile ittifak kurarak Lidya Kralı Krezus’u yendiği MÖ 546’da Anadolu’nun tamamına yakınını ele geçirmişlerdir. Konya Pers döneminde doğudan batıya geçişin sağlandığı çok önemli bir kavşak noktası durumunda olmuştur. Bu güzergâhta Ilgın-Lâdik-Konya hattının aktif olarak kullanıldığı görülmektedir. Konya’nın bu dönemde aynı zamanda kuzey-güney bağlantısının da sağlandığı önemli bir geçiş noktası olduğu anlaşılmaktadır. Konya üzerinden Akdeniz’e geçişlerde Karaman sınırları içerisinde bulunan Sertavul geçidi kullanılmıştır.
Pers ordusu içerisinde yer alan Yunan asıllı ünlü tarihçi Ksenophon (Ordu içerisinde komutanlığa kadar yükselmiştir) Pers Prensi Genç Kiyros’un başkente dönüş seferinde Ilgın’da (Tyrianion) 3 gün kaldığını burada bir askerî geçiş töreni düzenlettiğini yazmaktadır. ( MÖ 401-399) Ksenophon, Ilgın’dan (Tyrianion) hareket eden ordunun 3 gün sonra Konya’ya vardığını, burada da üç gün konakladıktan sonra Lykaonia sınırları (Konya) içerisinde beş gün ilerlediğini (Kapadokya istikametide) kaydetmektedir. Ksenophon, Konya’dan Frigya’nın son kenti olarak bahsetmektedir.[43]
Bölgeye 2 asırdan fazla sahip olan Persler, Konya ile beraber Anadolu’nun tamamına yakınını MÖ 334-333’de Büyük İskender’e yenilerek kaybetmişlerdir. (Granikos-Çanakkale Biga yenilgisi MÖ 334, İssos-Hatay-İskenderun yenilgisi MÖ 333) Büyük İskender’in M.Ö 323’de ölmesi üzerine sahip olduğu topraklar komutanları arasında pay edildi. Konya’yı da içine alan coğrafya komutanlarından Seleukos’un payına düştü. Seleukos Devleti’nin (İmparatorluğu) sınırları Güney Anadolu, Suriye ve Irak üzerinden İran’ın doğusuna kadar uzanmaktaydı. Büyük bir coğrafyaya hükmeden Seleukoslar güçlerini M.Ö 200’lü yıllarda kaybettiler. Batıda büyük bir güç hâline gelen Romalılar M.Ö 190’da Manisa yakınlarında yaptıkları savaşta (Magnesia Savaşı) Bergama Krallığının da (Pergamon Krallığı) desteği ile Seleukosları yenerek ilk defa Anadolu’ya ayak bastılar. MÖ 188’de ise varılan anlaşma (Apamea Antlaşması) sonrasında Batı Anadolu’nun önemli kısmı Romalıların eline geçti. Romalılar batı Anadolu ile birlikte Konya’yı da içine alan geniş coğrafyanın yönetimini müttefikleri olan Bergamalılara (Pergamon) bıraktılar. Bergama (Pergamon) Kralı III.Attalos ölmeden önce vârisi bulunmadığından dolayı topraklarını müttefiki olduğu Roma’ya miras bıraktığını vasiyet ettiğinden tüm Bergama toprakları onun ölüm tarihi olan MÖ 133’te Romalılara kaldı. Ancak krallık ailesinden olduğunu savunan Bergama soylusu Aristonikos bu kararı tanımayıp, kendini III.Eumenes adıyla Kral ilan ederek Roma'ya karşı isyan başlattı. Romalılar MÖ 129'da III.Eumenes’i etkisiz hale getirerek hakimiyetlerini pekiştirdiler.
Romalılar M.Ö 129’da Asya Eyaletini kurarak Anadolu’da yeni bir idari yapılanmaya gittiler. Anadolu’yu M.Ö 129-M.Ö 25 yılları arasında kendi hâkimiyetlerini tanıyan yerleşik krallıkların eliyle yönettiler. Konya’yı da içine alan coğrafyanın yönetimini Bergamalılardan sonra Galat Krallığına verdiler. Ancak Galatlılar bölgede asayişi sağlamakta güçlük çektiler. Son Galat Kralı Amyntas’ın Suğla Gölü yakınlarında yaşayan yerel kavimlerden Homonatlar tarafından MÖ 25’te pusuya düşürülerek öldürülmesi Romalıları yeni bir karar almaya itti. Romalılar bu hadiseyi bahane ederek Galat Krallığına son verdiler. Galat topraklarını ise direkt olarak merkeze bağladılar. Bu tarih Konya’da fiilen de Roma döneminin başladığı tarih olarak kabul edilmektedir.