Konya,  İslam esaslı Türk medeniyetinin Anadolu’da inkişaf ettiği yerdir. O dönem İslam dünyasında ve doğuda, Anadolu için Bilâd-ı Rum/ Rumeli (Rum Beldesi) denildiği için Anadolu Selçukluları aynı zamanda Rum Selçukileri olarak da adlandırılmışlardır. Bu topraklar, Anadolu’da tutunmaya çalışan Selçukluların büyük mücadelelerine sahne olmuştur. Konya başta olmak üzere Selçuklu kentleri birçok kez haçlılar ve Bizanslılar tarafından kuşatılmış, işgal etilmiş ve hatta talan edilmiştir. Ancak her defasında başkent ve diğer şehirleri yeniden imar etmeyi başaran Anadolu Selçukluları mücadeleleri ile Osmanlıya da örneklik teşkil etmişlerdir. Ertuğrul Bey ve Osman Bey’e, uç beyliği beratı Konya’dan gitmiştir. Selçuklu Sultanları, Orta Asya’dan ve sair İslam beldelerinden kopup gelen büyük kitleleri Konya’da karşılamış, bir süre Konya’da iskân ettirmiş sonrasında boylarının özelliklerine göre Anadolu’nun değişik yerlerine göndermiştir. Türkiye Selçukluları Konya’yı merkeze alarak, dünya tarihine geçen büyük bir medeniyet inşa etmişlerdir. Dönemin tüm zorluklarına rağmen iki asrı aşkın süre Anadolu’yu ilmek ilmek dokumuş, her bir beldesine sayısız eserler kazandırmışlardır. Bu döneme ait Konya’daki belli başlı eserleri şunlardır: Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese, Sahip Ata Medresesi, İplikçi Camii, Sırçalı Medrese, Alâeddin Camii, Zazadın Han, Obruk Han, Horozlu Han.

 

Selçuklu döneminde cazibe merkezi olan Konya’da değişik ırk, dil ve dinlerden insanlar hoşgörü ve barış içerisinde yaşamışlardır. Anadolu’da İslam ve Türk kültürü esaslı büyük bir şehir meydana getirilmiştir. Cami merkezli çarşılarda ticari işler ile meşgul olunurken, çeşitli ırkların birlikte ikamet ettiği mahallelerde hoş görüyü esas alan bir kültür inşaa edilmiştir. Çarşılarda;  meydanlar, mabetler, hanlar, çeşmeler, hamamlar, medreseler inşa edilmiştir. Şehrin büyüklüğü ile orantılı olarak benzer işlerin yapıldığı çarşılar kendi adları ile anılır hâle gelmiştir. Bugünkü şehir yapısının temelleri o günlerde atılmıştır.

 

Çok dilli ve çok kültürlü şehirde saray dili ve ortak anlaşma dili Farsça olmuştur. Ancak Türkmenler kendi aralarında Türkçe konuşmuşlardır. Diğer milletlerden kimselerin diline ise dokunulmamıştır. Varlıklı kesimin hem şehir merkezinde (sur içinde) hem de Meram’da evleri bulunmaktaydı. Yazın Meram’a giden halk kışın şehir merkezindeki evlerine dönüyor, kışı şehirde geçiriyordu.  Meram sadece yayla olarak kullanılan geçici bir yerleşke değildi. Âdeta ikinci bir şehir hâline getirilmişti. Meram’da insanlar her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânlara sahipti. 

 

Selçukluda mahalleler, camiyi merkeze alan bir plan dâhilinde kurgulanmıştır. Her mahallede aynı zamanda bir de mektep (Muallimhane) bulunmaktaydı. Mekteplerde ilk eğitimlerini alanlar ilimde derinleşmek veya mesleki eğitim almak istiyorlarsa medreselere devam etmekteydi. Bir medrese cenneti olan Konya,  ilim, irfan ve sanat şehriydi. Şehirde kişisel bakım ve temizlik için inşa edilen çok sayıda hamam ile sağlık ihtiyacını karşılayacak Darüşşifa (Hastane) bulunmaktaydı.

 

Şükran Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde yürütülen çalışmalarda kazı yapılan 16 bin metrekarelik alanda Roma Dönemi eserleri ile birlikte Selçuklu Dönemi kalıntılarına da rastlanmıştır. Kazılarda Selçuklu Dönemine ait seramik fırını ile atölyesi ortaya çıkmıştır. Selçuklu sarayında kullanılan mutfak kaplarının bu atölyede üretildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte hamam, ticarethane ve benzeri yapıların kalıntılarına da ulaşılmıştır.

Ticaret erbabının kendi arasında belirli kurallar dâhilinde teşkilatlandığı,  dünyada benzerine az rastlanan Ahilik Teşkilatı’nın temelleri Konya’da atılmış, Hazreti Mevlâna ve çağdaş ilim ehli hankâh (Dergâh) ve zaviyelerde ilim ve irşat vazifesi görmüşlerdir.  Hankâh ve zaviyeler aynı zamanda şehre gelen fakir, garip - gurebaya sahip çıkılan yerler olmuştur. Yaşadığı dönemde hem ilim ehli, hem saray eşrafı ve hem de halk tarafında büyük değer gören Hazreti Mevlâna, Selçuklu Döneminin son asrına damgasını vuran kişi olarak tarihe geçmiştir. O dönemde de sonrasında da ismi Konya ile özdeşleşen Hazreti Mevlâna vefatından sonra Mevlevilik öğretisi ile yaşatılmıştır. Mevlevilik sonraki birkaç asırda İslam coğrafyasının önemli bir kısmını etkisi altına almıştır. Orta Anadolu ile birlikte İstanbul, Balkanlar ve Orta Doğu’da kurulan Mevlevihanelerden bazıları günümüzde dahi varlıklarını sürdürmektedir. Hazreti Mevlâna’nın eserleri (başta Mesnevi)  vefatından sonra dünya üzerindeki pek çok medresede okutulmuştur. Mevlâna, vefat ettikten sonra Sultan Alâeddin Keykubad tarafından babasına hediye edilen ve babasının da kabrinin bulunduğu sarayın gül bahçesine defnedilmiştir.  Konya şehri daha sonra kabrin üzerine inşa edilen Türbe’nin etrafında şekillenmiştir. 

O dönemin Konya’sından bahsedenler, şehri büyük, mamur, gelişmiş bir şehir olarak tarif etmektedir.  Başkentlik yaptığı dönemde Anadolu ve yakın coğrafyanın en büyük şehri olarak kabul edilen Konya, Anadolu Selçuklularının tarih sahnesinden çekilmesinden sonra da önemini korumuştur. Türkiye Selçuklularından önceki Konya’da çarşıların Alâeddin Tepesi’ni çevreleyen İç Kale’de yer aldığı, pazarların ise sur dışında kurulduğu tahmin edilmektedir. Roma Dönemi’nin klasik çarşısının ızgara planlı olduğu, Selçuklularda da şehrin benzer şekilde büyüdüğü bilinmektedir. Konya başkent olduktan sonra hızla büyümüş ve ikinci bir sur ile şehrin güvenliği sağlanmaya çalışılmıştır. Büyüyen şehirde çarşılar Alâeddin Tepesi’nin doğusunda,  sur içinde yer alırken, At Pazarı, Debbağlar Pazarı gibi çevre kirliliği oluşturacak  yerlerin surun dışına çıkarıldığı görülmektedir. Selçuklu dönemi Konya’sı hakkındaki çalışmalarda 31 adet çarşının bulunduğu tespit edilebilmiştir. (dokumacılar, demirciler, debbağlar, kasaplar, ekmekçiler,  terziler...vb)   Aynı iş koluna ait dükkânların bitişik nizamda şekillendiği bu çarşılar XX.yüzyıla kadar işlevlerini sürdürmüşlerdir. Yine bu dönemde  şehirde konaklama merkezi görevi gören 11 adet han tespit edilmiştir. Şehre gelen yabancılar ve ticaret erbabının konakladığı bu hanlarda aynı zamanda ticaret de yapılmaktaydı.60