Akkad Kralı Sargon (tahta çıkış yaklaşık MÖ 2340) döneminde adı anılan Puruşhanda Krallığının ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. Konya ve bölgesinde bilinen ilk devlet yapılanması kabul edilebilecek olan Puruşhanda Krallığının hüküm sürdüğü dönemde Anadolu’nun farklı bölgelerinde birçok benzer devlet bulunmaktaydı. Kuşşara Kralı Anitta’ya ait bir yazılı tabletten, Puruşhanda Krallığının Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nın (MÖ 1950-MÖ 1725) sonlarına doğru Kültepe (Kayseri yakınlarında) merkezli güçlü bir krallık olan Kuşşara Krallığının egemenliğini gönüllü olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır.[30] Eldeki bilgilerden hareketle Konya civarlarının Hitit döneminden önce Puruşhanda, sonra Kuşşara krallıklarının hâkimiyetinde olduğu ortaya çıkmaktadır.
MÖ XVII. yüzyılın ortalarında Orta Anadolu’da siyasi bir güç hâline gelen Hititler, tarihin akışını değiştirmişlerdir. Günümüzde, Çorum’un Boğazkale ilçesi sınırları içerisinde (ilçe merkezi yakınında) yer alan Hattuşa’yı başkent yapan Hititler zamanla güçlenmişler ve ülke sınırlarını Konya’yı da içine alacak şekilde Akdeniz’e kadar genişletmişlerdir. Hititlerin güçlenip diğer halklar üzerinde hâkimiyet kurmalarında, askerî gücün yanında yerel kültür ve etnik hassasiyetlere gösterdikleri saygının da etkili olduğu düşünülmektedir. O dönem Anadolu’da yaşayan Hattiler, Palalar, Hurriler, Luviler ve daha birçok kavim Hitit şemsiyesi altında bu sayede varlıklarını sürdürebilmiştir. Bu dönemde Konya’yı içine alan ve Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada Luvi halkı yaşamaktaydı. Luviler, Konya ve bölgesinin ismi bilinen ilk halkıdır. Luvilerin kökeni ile ilgili iki görüş bulunmaktadır. Yerli bir halk olduğunu savunanlar olduğu gibi MÖ 2300’lerde batıdan göçüp gelen Hint-Avrupa kökenli bir topluluk olduğunu iddia edenler de vardır. Güçlü bir kültüre sahip oldukları anlaşılan Luvilerin bölge üzerindeki etkileri Hitit Devletinin yıkılmasından asırlar sonrasına kadar devam etmiştir. Yaşadıkları coğrafyalarda Hitit dönemine ait çokça Luvi dilinde yazılmış anıt ve yazıt bulunmuştur. Luvi Hiyeroglifi denilen bu yazıya M.Ö 1.650’li yıllardan itibaren rastlanmaktadır. Zamanla Anadolu’nun büyük kısmını hâkimiyeti altına alan Hititler bölgeye Luvi ülkesi anlamına gelen Lukawania demekteydiler. Luvilerin en önemli şehir merkezlerinden biri olan Konya’nın o dönemdeki ismi ise Ikkuwaniia idi. Yaşadıkları coğrafyanın büyüklüğü, nüfusları, dil ve kültürleri ile Hititler üzerinde büyük tesirleri olan Luvilerin, Hitit mozaiğinin önemli bir parçası olduğu kesindir. MÖ 1500- MÖ 1200 yılları arasına tarihlenen eserlerde Hitit ile Luvi diline ait kelimelerin birlikte kullanıldığı görülmektedir. Bu da iki kültürün zamanla iç içe geçtiği anlamına gelmektedir. Hititler tarihte ‘Deniz Kavimleri Göçü’ olarak adlandırılan göç ve akınlar nedeni ile siyasi birlikteliklerini kaybetmişlerdir. MÖ 1200’lerde (MÖ 1220-MÖ 1150 arası) meydana gelen bu önemli hareketlilik en çok Anadolu coğrafyasını etkilemiştir. Büyük Hitit Devleti (Hitit İmparatorluğu) yıkılmış, ülke topraklarının bazı bölgelerinde adına ‘Geç Hitit Devletleri’ denilen şehir krallıkları kurulmuştur.[31] Uluslararası boyuttaki bu dalgalanmaya rağmen Luvilerin, yaşadıkları coğrafyada varlıklarını sürdürdükleri görülmektedir. Luviler, yüzyıllara yayılan yerleşik hayat ve diğer toplumları etkileyen kültürel zenginlikleri sayesinde meydana gelen çalkantılardan olabildiğince az etkilenmişlerdir. Sadece yaşamakla kalmamışlar sonraki dönemlerde bölgeye hâkim olan güçlere de tesir etmişlerdir. Bölgedeki epigrafik malzemede Luvi halkına ait etnik şahıs isimlerini Roma ve Bizans dönemlerine kadar görmek mümkündür.
Konya’nın Hitit Dönemi tarihinin farklı bir derinliği bulunmaktadır. Konya Hitit İmparatorluğuna kısa süreliğine de olsa başkentlik yapmıştır. Batıdaki Arzawa Krallığına karşı Konya’da Tarhuntaşşa Krallığı adıyla bir tampon idari yönetim oluşturan Hititler, Kadeş Savaşı sırasında idari tedbir olarak başkenti Tarhuntaşşa’ya taşımışlardır(MÖ 1274).[32]
Tarhuntaşşa’nın merkezinin bugünkü Konya şehrinin güney batısında ve günümüzde şehirle birleşmiş durumda olan Hatıp Mahallesinde bulunan höyük-kayalık ve civarları olduğu kuvvetle muhtemeldir. Hatıp Kayalıklarındaki Kuranta Kabartması bu görüşü destekleyen önemli bir delildir.[33] Hitit İmparatoru Muvattali başkenti buraya taşımış, devlet 10 yıl süreyle Konya’dan yönetilmiştir. Oğlu Urhi Teşup (III.Murşiliş) başkenti yeniden Hattuşaş’a (Çorum-Boğazkale) nakletmiştir. Elde edilen yazıtlardan Konya’nın sonraki dönemlerde Hititler tarafından ikinci bir başkent veya ayrı bir bölgesel yönetim merkezi yapıldığı ortaya çıkmaktadır.

Hitit hanedanından bazılarının kendilerini burada Kral olarak kayıtlara geçirdiği görülmüştür. Bu dönemde Hitit Krallarından Muvattalli, III.Hattuşili ve IV. Tuthaila zamanında Muvattali’nin oğlu Kurunta’dan ‘kral’ olarak bahsedilmektedir. Hititlerin, ezelî rakibi Arzawa Konfederasyonu sınırında bulunan Tarhuntaşşa’yı (Konya ve civarları) önemsedikleri bilinmektedir. Hanedandan iki kuzen olan IV Tuthaila ile Kuranta, kendi aralarında yaptıkları bir anlaşmada Tarhuntaşa’nın sınırlarını doğuda Pozantı yakınları, batıda Ilgın, kuzeyde Kulu ve güneyde Akdeniz olarak belirlemişlerdir. Etnik olarak Luvi halkının yaşadığı Tarhuntaşşa’nın; stratejik konumuna binaen zamanla Hitit hanedanından kişilerin yönettiği, Hitit İmparatorluğuna (genel anlamda) bağlı olmakla birlikte farklı ayrıcalıklara sahip bir idare merkezi (özerk bölge) hâline geldiği anlaşılmaktadır. Oluşabilecek taht kavgalarını önlemek amacı güdülerek karşılıklı anlaşma ile Kuranta’ya ülkenin güneyini yönetme hakkı (Krallık) verilmiş olabileceği düşünülmektedir. Tarhuntaşşa Kralı Kurunta ile Hitit İmparatoru (kuzeni) IV.Tuthalia arasındaki anlaşma bölgenin bir yönüne daha işaret etmektedir. Anlaşma metninde, Uda Şehrinin Fırtına Tanrısı ve Tanrıça Hepat’ın hazır bulunduğundan söz edilmektedir. Bu metinden Hititlerin dinlerine sıkı bir şekilde bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Tarhuntaşşa’nın Luvi dilinde fırtına tanrısı anlamına geliyor olmasından, Konya ve civarlarına o dönem dinî bir misyon yüklendiği sonucu da çıkmaktadır. Konya’nın bu misyonunun farklı dönemlerde (Roma-Bizans-Selçuklu-Osmanlı-Cumhuriyet) benzer şekilde devam ettiği görülmektedir.
Hitit İmparatorluğunun yıkılması üzerine Anadolu’da Hitit ve Luvi kültürünü esas alan küçük krallıklar oluşmuştur. Geç Hitit Krallıkları dönemi olarak adlandırılan bu dönemde Anadolu’da irili ufaklı çok sayıda şehir devleti kurulmuştur. Hitit hanedanından insanların yönettiği bu şehir devletlerinden (MÖ 1200-700) günümüze çok sayıda eser kalmıştır. Konya şehir merkezi ve civarlarında bir krallık bulunup bulunmadığı yakın zamana kadar bilinmemekteydi. Ancak, Konya yakınlarında Hartapuş-Hartapu Krallığı’nın bulunduğu ile ilgili bazı ip uçları mevcuttur. Yakın zamanda, Karaman (Karadağ) Kızıldağ’da keşfedilen anıt ve kaya yazıtları ile Çumra Türkmenkarahöyük’te bulunan bir stel bu fikri güçlendirmiştir. 1907 yılında W.Ramsay tarafından literatüre kazandırılan Kızıldağ’daki yazıtlarda “Kudretli Fırtına Tanrısı, (onun)sevgili-si, güneş(im) (Majestem) Büyük Kral Hartapu” ifadeleri geçmektedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda Hartapu’dan bahseden 8 yazıt bulunmuştur. Bu yazıtlarda, diğer Geç Hitit Devletlerinde bulunan yazıtlardan farklı olarak Hartapu, ‘Büyük Kral’ şeklinde geçmektedir.[34]
Elde edilen bulgular ve tarihin genel akışından hareketle Konya-Karaman bölgesinde (sınırları Kızılırmak’a kadar uzanan) Kral Hartapu’nun hüküm sürdüğü bir devletten bahsedilebilir. Son dönemde yapılan çalışmalar, Deniz Kavimleri Göçü ile dağılan Hitit İmparatorluğu’nun hanedan soyundan krallar ile bölgede varlığını sürdürdüğü tezini güçlendirmiştir.
Konya Bölgesi Arkeolojik Yüzey Araştırması Projesi eş direktörü Dr. Michele Massa, Çumra İlçesine bağlı Türkmenkarahöyük Mahallesinin kuzeyinde, mahalle ile aynı ismi taşıyan höyüğün 600 metre doğusunda sulama kanalının içinde toprağa yarı gömülü bir şekilde rastlanan ve üzerinde Luvi dilinde yazılmış 3 satırlık yazı bulunan steli Anadolu Ajansına 6 Mart 2020 tarihinde verdiği röportajda şöyle değerlendirmiştir: "Milattan önce 8'inci yüzyıla tarihlendirdiğimiz yazıtla, bilinmeyen krallığın varlığı ortaya çıktı. 'Hartapu' adlı kralın icraatını anlattığı, 1 metreye 50 santimetre boyutundaki Luvice yazıtta, 'Ben büyük kral Hartapu, Frigya ülkesini işgal ettiğimde diğer krallar ülkeme saldırdı. Fırtına tanrısı ve diğer tanrıların yardımıyla bütün kralları yendim' ifadeleri yer alıyor. Kral, kendi nüfuz ve gücünü artırmak için bu yazıtı kullanıyor. Bir anlamda zafer anıtı gibi değerlendirilebilir. Daha önce bilinmeyen bir krallık bu yazıtla ortaya çıktı. Milattan önce 800-700 arası. Yani 2 bin 800 yıl öncesinde burada bir krallık varmış. Hitit İmparatorluğu çöktükten sonra imparatorluk bölünüyor. Beylikler dönemi gibi küçük krallıklar var. Kral, Hitit soyundan geliyor.[35]
Bu dönemde Konya’nın doğusunda ise Tuvana Krallığı bulunmaktadır. (Niğde-Bor-Kemerhisar) Tuvana Kralı Varpalavas, Konya’nın Halkapınar ilçesine bağlı İvriz Mahallesi’nde (Aydınkent) Bereket ya da Fırtına Tanrısı Tarhu’ya bir anıt yaptırmıştır. Varpalavas, anıt üzerindeki hiyeroglif yazıda ; anıtı Fırtına Tanrısı Tarhu için yaptırdığını ifade etmekte, kendisinden Tuvana Kralı olarak bahsetmektedir. Kaya üzerine kabartma şeklinde işlenen "İvriz Kaya Anıtı", dünyanın ilk tarım anıtı olarak bilinmektedir. 2017 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne eklenen anıtta Arami, Asur ve Frig etkileri de görülmektedir. Anıt, MÖ 735’e tarihlendirilmektedir.[36]
Bölgedeki Hitit etkisinin Friglerin Konya’yı ele geçirdiği M.Ö VIII. asra kadar sürdüğü söylenebilir. Yaklaşık 1000 yıllık bu dönemden kalma çok sayıda yerleşim yeri ve tarihî eser bulunmaktadır. Konya Merkez’deki (Meram) Hatıp Kaya Anıtı, Beyşehir’deki Eflatunpınar, Beyşehir Fasıllar Anıtı ve Atlı Kaya Kabartması, Ilgın Yalburt Su Anıtı, İvriz Kaya Kabartması Hitit döneminin dünya çapında bilinirliğe sahip eserlerindendir.
Dipnot Luviler [1]