Bu Maddeye Atıf Yap

Nurettin Bay. (2026). Akören Tarih. Darül Mülk Konya Ansiklopedisi. Erişim Adresi: https://kbb2.darulmulkkonya.com/ansiklopedi/akoren-tarih
@article{dmk_103, author = {Nurettin Bay}, title = {Akören Tarih}, journal = {Darül Mülk Konya Ansiklopedisi}, year = {2026}, url = {https://kbb2.darulmulkkonya.com/ansiklopedi/akoren-tarih} }
Akören Tarih

Daru'l Mülk Konya

Akören Tarih

Akören, Çatalhöyük ve Lystra gibi önemli tarihî merkezlere yakınlığı sayesinde Neolitik Çağ’dan günümüze kadar kesintisiz yerleşime sahne olmuş; sırasıyla Hitit, Frig, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu, Karamanoğlu ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Malazgirt Zaferi’nden sonra Türk yurdu hâline gelen bölge, Osmanlı döneminde Akviran adıyla Hatunsaray’a bağlı bir köy olarak anılmış, Cumhuriyet döneminde gelişimini sürdürerek 1987 yılında ilçe statüsü kazanmıştır.

Akören, Neolitik Çağın dünya üzerindeki en önemli yerleşim merkezlerinden Çatalhöyük’e yakınlığı ile Tarih Öncesi Çağlara, Hatıp Kaya Anıtı’na yakınlığı ile Hitit, Bizans döneminin önemli yerleşimlerinden Lystra ve Antik Dinorna’ya yakınlığı ile ilk ve orta çağlara uzanan bir geçmişe sahiptir. Çatalhöyük’te yapılan kazılar burada hayatın MÖ 7.000’li yıllara kadar uzandığını göstermiştir. Çatalhöyük’e yaklaşık 50 km. uzaklıkta bulunan Akören’de de insan yaşamı bu döneme tarihlenebilir. Eski çağların avcılık ve toplayıcılık öncelikli zorunlu yaşam tarzı, Çatalhöyük’te yerleşik hayatla birlikte tarım toplumuna doğru evrilirken, Akören’in bu dönem insanlarının vazgeçilmez geçim kaynağı avcılık için ideal bir coğrafya olduğu söylenebilir. Bölgede hayat Kalkolitik Çağ’da da devam etmiştir (MÖ 5500-8000). Çatalhüyük ile Akören arasında yer alan Alibeyhüyüğü, Karahüyük, Çomaklarhöyüğü’nde yapılan kazılarda MÖ 3000-2000’li yıllara ait kalıntılarına rastlanmıştır.

MÖ XVII. asrın ortalarında Orta Anadolu’da büyük bir medeniyet kuran ve bir süre sonra dönemin en güçlü devletlerinden biri hâline gelen Hititler, Akören’in de içerisinde bulunduğu bölgeye sahip olmuşlardır. Hititler Akören’i de kapsayan ülke topraklarının güneyine Tarhuntaşşa ismini vermişlerdi. Tarhuntaşşa’da yaşayan yerli bir halk bulunuyordu. Hititler Luvi ismi verilen bu halkı hâkimiyetleri altına aldıktan sonra onların kültürel değerlerine saygılı olmuşlardır. Konya ve güneyinde yaşayan Luvi halkı Hititlerden sonra da bölgede var olmaya ve değerlerini yaşatmaya devam etmiştir. Hitit devleti MÖ 1200’lerde batıdan gelen akınlar nedeni ile önce zayıflamış sonra ise dağılmıştır. Ancak Anadolu’daki Hitit siyasi yapılanması sonraki asırlarda yerel küçük krallıklar şeklinde birkaç asır daha devam etmiştir. MÖ VIII.asrın ortalarında bölgeye Frigler hâkim olmuşlardır. Friglerin bölge hâkimiyetine Kimmerler, Kimmerlerin hâkimiyetine ise Lidyalılar son vermiştir. Doğuda küresel bir güç hâline gelen Persler, MÖ 546’da Anadolu’nun tamamını ele geçirerek, Büyük İskender’e mağlup oldukları MÖ 334-333’e kadar bu topraklarda kalmışlardır. Büyük İskender ve onun devamı olan Seleukos İmparatorluğu’nun Anadolu’daki egemenliğine ise MÖ 129 yılında Romalılar son vermiştir. Romalılar yaklaşık bir asır boyunca Anadolu’daki küçük devletlere kendilerine bağlı kalmak kaydı ile dokunmamışlardır. Akören, Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetini kabul eden Pergamon (Bergama) ve Galat Krallıklarının sınır bölgesinde kalmıştır. Roma; bu küçük krallıkların varlığına, kendi aralarındaki çatışmalar ve diğer bazı güvenlik sorunları nedeniyle MÖ 25’te (Anadolu’daki tüm vasal krallıkları) son vermiş, eyalet sistemini esas alan bir idari yapılanmaya gitmiştir. Akören, Roma’nın Doğu ve Batı şeklinde ikiye ayrıldığı MS 395’de merkezi İstanbul olan Doğru Roma İmparatorluğu (Bizans) topraklarında yer almış ve Türklerin Anadolu’ya geldiği XI.asrın sonlarına kadar Bizans’a bağlı olmuştur. İslam Devleti’nin Anadolu seferleri ile MÖ VII.yüzyılda tanışan bölge bir çok kez fethedilse de bu fatihler kalıcı olmamış, Romalılar kısa süre içerisinde topraklarını geri almışlardır.

Akören, Roma İmparatoru Agustus’un Anadolu’da kurduğu beş koloniden birisi olan Kilistra-Lystra (Gökyurt) antik kentine yakın olması hasebi ile önem kazanmıştır. Akören ve yakınlarında Roma – Bizans dönemine ait kalıntılar mevcuttur. İlçe merkezinin 3 kilometre uzağında, Ertaş Boğazı mevkisinde kalıntılarına rastlanan ‘Dinorna’ isimli kent Bizans dönemine tarihlendirilmektedir. İlçe merkezinde inşa olunan binaların temel kazısında Bizans dönemine ait cam ve seramik parçalarına rastlanmıştır. Akören Akçeşme’de bulunan Grek alfabesi ile yazılı eserlerle birlikte Sağlık Ocağı’nın bulunduğu alanda yer alan ve halk arasında “Gâvurlar Hamamı” olarak bilinen hamam yıkıntıları da bu döneme aittir.

 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’ya geçen Türk Boyları fethettikleri topraklarda kendilerine uygun yerlerde kalıcı yurtlar edinmişlerdir. Konya ve civarları ile birlikte Akören’in Anadolu Selçuklularının kurucusu Süleyman Şah tarafından Malazgirt Zaferi’nden kısa bir süre sonra Türkler tarafından fethedildiği bilinmektedir. Akviran’ın kuzeybatısında yer alan Akçeşme mevkiine gelip yerleşen ilk Türk boyları, Bayındır ve Kayı boylarıdır. Bu boyların kalıcı izlerine günümüz Akören’inde rastlamak mümkündür. Sözü edilen Akçeşme, Bayındır, Yukarı Yarımca, Aşağı Yarımca, Ertaş Boğazı, Mihrap, Kayı Beleni olarak adlandırılan mevkilere yerleşen Kayı ve Bayındır boylarına ait 7 ailenin lakapları şöyledir: Karaahmetler, Karahimmetler, Karaosmanlar, Karamustafalar, Karaveliler, Karamehmetler, Karahaliller. ‘Kara’ kelimesi o dönemlerde Türkler arasında ‘büyüklük, yükseklik, güçlülük’ anlamlarında kullanılmaktaydı. 
1097’de Konya’yı başkent yapan Türkiye Selçukluları, güçlü bir medeniyet kurmuşlar ve Anadolu’yu İslam-Türk kültürü ile ilmek ilmek dokumuşlardır. Dâru’l Mülk’ün (başkent) hemen yanı başındaki Akören, Türkiye Selçuklularının dağılma tarihi olarak kabul edilen 1308’e kadar sakin bir dönem geçirmiştir. Akören, bu tarihten sonra Karamanoğlu Beyliğine bağlı bir toprak parçası olmuştur. Karamanoğlu Beyliği-Osmanlı Devleti arasında yaklaşık olarak bir buçuk asır devam eden mücadele 1467’de Osmanlılar lehine sonuçlanmış ve Fatih Sultan Mehmed bu tarihte Karamanoğlu Beyliğine son vererek Akören ile birlikte Konya ve civarlarını Osmanlı coğrafyasına katmıştır. 

Akviran ismine Osmanlı kayıtlarında ilk olarak 1476 yılında rastlanmaktadır. 1483 tarihli bir kayıtta Hatunsaray’a bağlı Şahne Köyü’ndeki Lâl Paşa Camii gelirleri arasında Akviran Köyü’ne ait tarla, pazar yeri ve değirmen isimleri geçmektedir. O dönemde Akören Karye (köy) olarak geçmektedir. Akviran karyesinin 1501 tarihindeki hane sayısı 72 (yaklaşık nüfus 350) olarak kaydedilmiştir. Osmanlının son dönemlerinde 1844 yılında yapılan temettuat (sosyal-ekonomik durum tespiti/sayımı) defterinde ise köyün nüfusu 625 olarak kaydedilmiştir. 

Bugünkü Akören’in mevcudiyeti XVII-XVIII. asırlarda oluşmuştur. Akçeşme, Bayındır, Yukarı Yarımca, Aşağı Yarımca, Ertaş Boğazı, Mihrap, Kayı Beleni adlı 7 yerleşim biriminde mukim aileler bu tarihlerde Akören’e gelerek yerleşmişlerdir. Akören bu yeni göç dalgası sonrasında büyüyerek yörenin cazibe merkezi hâline gelmiştir. Osmanlı son döneminde Kırım ve Dobruca’dan getirilen muhacirler Ahmediye ve Süleymaniye mahallelerine yerleştirilmişlerdir. İlçe XX. yüzyılda ise Bozkır ve civarlarından göç almıştır. 

Osmanlı kayıtlarında Akören’in, XVI. yüzyılda Konya sancağının Hatunsaray kazasına bağlı bir köy (karye) olduğu, askerlik işlemlerini ise Seydişehir aracılığı ile yürüttüğü görülmektedir. Akören, 4 Ağustos 1914 yılında nahiye olmuş ve aynı yıl belediye teşkilatı kurulmuştur. Akören, Cumhuriyet dönemi ile birlikte gelişim ve büyümesini sürdürmüştür. 1926 yılında Çumra’nın ilçe yapılması ile birlikte Akören Nahiyesi, bu ilçeye bağlanmıştır. Akören nihayetinde 19.06.1987 tarih ve 3392 Sayılı Kanun ile ilçe yapılmıştır. 

Sayfa /