Bu Maddeye Atıf Yap

Nurettin Bay. (2026). Ahırlı Tarih. Darül Mülk Konya Ansiklopedisi. Erişim Adresi: https://kbb2.darulmulkkonya.com/ansiklopedi/ahirli-tarih
@article{dmk_97, author = {Nurettin Bay}, title = {Ahırlı Tarih}, journal = {Darül Mülk Konya Ansiklopedisi}, year = {2026}, url = {https://kbb2.darulmulkkonya.com/ansiklopedi/ahirli-tarih} }
Ahırlı Tarih

Daru'l Mülk Konya

Ahırlı Tarih

Ahırlı, Konya'nın güneybatısında yer alan, doğal coğrafyası ve stratejik konumu sayesinde tarih öncesi dönemlerden itibaren birçok medeniyete ev sahipliği yapmış önemli bir yerleşim alanıdır. Arkeolojik bulgular ve tarihî kaynaklar, ilçenin Neolitik Çağ'dan günümüze kadar kesintisiz bir yerleşim ve kültür birikimine sahip olduğunu göstermektedir.

İnsanların, Prehistorik (tarih öncesi) diye adlandırılan yazının icadından önceki (MÖ 3000 öncesi) devirlerde bölgede yaşadıkları tespit edilmiştir. Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Ramazan Gündüz başkanlığında bölgede 2020 yılında yapılan çalışmalarda Akkise Mahallesi’ne 5 kilometre uzaklıkta, Suğla Gölü yakınlarında bulunan Yahyalı Höyük’te Neolitik Döneme (MÖ 8000-5500) ait çanak-çömlek ve yontma taş malzemeler keşfedilmiştir. Yerleşimin bulunduğu arazi yüzeyinde yoğun çanak-çömlek parçaları ile birlikte obsidyen ve çakmaktaşından alet ve yonga parçaları tespit edilmiştir. Seramik ve obsidyen parçalar dışında yüzeyde çok sayıda öğütme taşı ile birlikte havaneli (havan) de bulunmuştur. Yahyalı Höyük’te Neolitik Dönemin önemli yerleşimlerinden Çatalhöyük ve Suberde’den farklı olarak (Buralarda kerpiç kullanılmış) yapılarda taş malzemenin de kullanıldığı görülmüştür. 

Suğla Gölüne 10 km mesafede bulunan Balıklava (Karayaka) Höyük’te de yine Neolitik Döneme ait izlere rastlanmıştır. Höyükte yapılan kazılarda Geç Neolitik ve/veya Kalkolitik Döneme tarihlendirilebilecek çok sayıda çanak-çömlek parçaları elde edilmiştir.1

Yüzey kazıları ve yapılan araştırmalarda elde edilen ilk bulgular, ilçe yakınlarında dönemin şartları esas alındığında ciddi büyüklükte yerleşim merkezlerinin bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Bilim insanları devam eden araştırmalarda (ileriki aşamalarda) bölge hakkında daha net bilgilere ulaşılabileceğine inanmaktadır. 

Ahırlı’nın eski tarihe sahip mahallelerinden biri Akkise’dir. İsmini mahalle içerisinde kalıntıları bulunan bir kiliseden (Ak Kilise) alan Akkise’nin Roma ve Bizans döneminde önemli bir yaşam merkezi olduğu ortaya çıkmaktadır. İnsanların ilk çağlardan itibaren bu bölgeyi yaşam alanı seçmesinde Suğla Gölü’nün belirleyici bir rolünün olduğu söylenebilir. 
Tarih Çağları olarak adlandırılan döneme gelindiğinde (MÖ 3000 sonrası) bölgede yaşadıkları tespit edilen ilk halk ‘Luviler’dir. Tarihçiler Luvilerin bölgedeki mevcudiyetini MÖ 2000’li yıllara dayandırmaktadır. Luviler, Orta Anadolu’da MÖ XVII.yüzyılda siyasi bir güç hâline gelen Hititlerle devlet oluşumunda ortak bir kaderi paylaşmışlardır. Dilleri ve güçlü kültürel birikimleri ile Hititler üzerinde etkili olan bu halk, Hitit siyasi birliğinin dağılmasından sonra da bölgede yaşamaya devam etmiştir. Hititler bu dönemde Konya ve güneyindeki topraklara Tarhuntaşşa ismini vermekteydiler. Ahırlı ve civarları Hitit Devlet yapılanmasında bugünkü manada eyalet olarak da kabul edilebilecek olan Tarhuntaşşa’ya bağlı bir coğrafya olmuştur. Tarhuntaşşa’nın merkezinin neresi olduğu tam bilinmemekle birlikte Konya’nın Meram sınırları içerisinde bulunan Hatıp Kayalıkları’nda elde edilen yazıtlar, merkezin Konya olma ihtimalini yükseltmiştir. 

Hititler batıdan gelen akınlar ve çevresel faktörlerle MÖ 1200’lerde dağıldılar. Ancak imparatorluk topraklarının çeşitli bölgelerinde kurulan küçük krallıklar (Geç Hitit Krallıkları) dört asra yakın bir süre bölgelerine hükmettiler. Bu Geç Hitit Krallıklarından biri olan Hartapuş’un merkezinin Konya-Karaman sınırında bulunan Karadağ olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla Ahırlı yakınlığı nedeni ile bu dönemde Hartapuş Krallığına bağlı olmalıdır. Sonrasında bölgede tarih sahnesine Frigler çıkmaktadır. MÖ VIII. asrın ortalarında merkezleri Ankara’nın Polatlı ilçesi yakınlarındaki ‘Gordion’ şehri olan Frigler, bölgeye sahip oldular. Sonraki iki asır içerisinde Frigler Kimmerler tarafından, Kimmerler ise Lidyalılar tarafından mağlup edilip tarih sahnesinden silindiler. Doğuda ciddi bir güç hâline gelen Persler Anadolu’nun büyük kısmı ile birlikte Ahırlı’yı da MÖ 546’da topraklarına kattılar. Perslerin bölgedeki hâkimiyetine ise Büyük İskender MÖ 334-333’te son verdi. 

Büyük İskender’in, Torosların çetin coğrafyalarında yaşayan kitleleri hâkimiyeti altına almaya çalıştığı bu yıllarda bölgede İsaura diye bir halkın bulunduğu ve İskender’in ordularına uzun süre direndiği tarihî kayıtlarda yer almaktadır. Tarihçiler İsauralıları Luvi halkının bir devamı olarak da görmektedirler. Ahırlı’yı da içine alan Torosların zirve ve vadilerine sahip olan İsauralılar Bozkır yakınlarındaki Asar Dağı tepesine büyük bir kale inşa etmişlerdi. İsaura veya Zengibar Kalesi de denilen bu eski yerleşim merkezinin kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır. Büyük İskender ile birlikte bölgede başlayan Makedon hükümranlığı Romalıların Anadolu’da Asya Eyaletini kurduğu MÖ 129’a kadar sürmüştür. Bu dönemde bölgede adı geçen bir diğer halk Homanatlardır. Suğla Gölü ve civarlarındaki topraklarda yaşayan Homanatlar, sert mizaçlı, savaşçı ve özgürlüklerine bağlı bir kavim olarak gösterilmektedirler. Ahırlı’nın Homanatlar ile İsauralılar arasında sınırda bir bölge olduğu yönünde görüşler bulunmaktadır. İsauralılar ve Homanatlar, Mekedonlar ve onların devamı olan Seleukosları sonrasında ise Romalıları uzun süre uğraştırmışlardır. Bu güçlü devletlere çoğunlukla boyun eğmemiş, onları uzun süre uğraştırmışlardır. 

Ahırlı merkez, Aliçerçi, Büyüköz, Küçüköz ve Kayacık köyleriyle, antik dönemde Sedaseis olarak bilinen Akkise kasabasında eski dönemlere ait birçok malzeme bulunmuştur. Bunlardan bir kısmı Ahırlı Parkı’nda ve Belediye Bahçesi önünde sergilenmektedir. Daha fazlası ise zaman içerisinde Ahırlı başta olmak üzere civardaki yerleşim merkezlerinde inşa edilen yapılarda kullanılmıştır. 

Bölge MÖ I. yüzyıldan itibaren Roma -Homanad savaşlarına sahne olmuştur. Romalılar, siyaseten hâkim oldukları yeni toprakları hemen merkeze bağlamamakta, kendilerine bağlı güçlü yerel idareler eliyle yönetmekteydiler. Bu yüzyılda merkezleri Ankara olan Galat Krallığı’nın, Roma’nın müttefiki olarak bölgeyi yönettiği görülmektedir. Galatlar ile Homanatlar arasındaki rekabet nedeniyle Romalılar Anadolu ile ilgili siyasetlerini değiştirmek zorunda kalmışlardır. İki güç arasındaki çekişmenin savaşa dönüşmesi üzerine Galatlar Homanatların kralını öldürdüler. Homanat kralının eşi ise Galat Kralı Amyntas’ı tuzağa düşürerek bertaraf etmiştir. Bu hadiseler üzerine bölgede istikrarsızlık başlamıştır. Bölgedeki sorunu başka türlü çözemeyen Roma harekete geçerek bölgedeki yerel krallıkların varlığına son vermiş ve coğrafyanın tamamını merkezî idareye bağlamıştır (MÖ 25). Böylece Ahırlı ve civarlarında bin yılı aşkın süre devam edecek olan Roma dönemi başladı. Romalılar İsaura ve Homanat topraklarında huzur ve güveni sağlamak amacıyla, bölge halkından bir kısmını farklı coğrafyalara dağıttı. Romalılar, Suğla Gölü’nün kuzeyinden Ahırlı üzerinden geçerek İsaura bölgesine uzanan Vie Sebaste yolunu bu dönemde inşa etti. Bu yolun ilerleyen süreçlerde önemli bir işlev gördüğü anlaşılmaktadır. Bu sayede merkezî yönetim hem bölgede asayişi sağlamış hem de ticaret yolu ile halkların kaynaşmasını temin etmiştir. Günümüzde, bölgede bu yolun kalıntılarına rastlamak mümkündür. İsauralılar ile Homanatlar her şeye rağmen etnik farklılıklarını unutmamışlar, yüzyıllar boyu sürdürmüşlerdir. Sonraki asırlarda Roma İmparatoru olmayı başaran İsaura kökenliler bile çıkmıştır (İmparator Zenon M.S 476-491). 

İlçenin İslam ile tanışması Malazgirt savaşından öncelerine rastlamaktadır. Ahırlı’nın Erdoğan köyünde medfun Şeyh Muhammed Celâleddin’in Türklerin Anadolu’ya girişinden çok önceleri bölgeye gelerek irşat faaliyetleri yürüttüğü yönünde bir inanış söz konusudur. 

1071 Malazgirt Zaferinden hemen sonra Sultan Melikşah döneminde Anadolu’nun fethi ile görevlendirilen Süleyman Şah komutasındaki Türk birlikleri, Konya ve bölgesini ele geçirdikten sonra batıya yöneldiler ve İznik’i alarak başkent yaptılar. Ancak, I.Haçlı Seferi (1097) sırasında batıda tutunamayacaklarını anlayıp, başkenti Konya’ya taşıdılar. Ahırlı ve civarları da bu süreçte Türk yurdu oldu. Orta Asya’dan göç eden Türk boylarından bazıları bölgeye gelerek yerleştiler. 
Ahırlı ve civarlarında Bizans Döneminden bu tarafa at yetiştiriciliği yapıldığı ile ilgili bilgiler bulunmaktadır. Türkler de at yetiştiriciliğine elverişli olan bu bölgede aynı geleneği sürdürmüşlerdir. Zaten ilçenin ismi de buradan gelmektedir. Türkiye Selçukluları döneminde Orta Asya’dan gelen Oğuzların Dodurga boyundan at yetiştirmede mahir bazı ailelerin bu amaçla bölgeye yerleştirildikleri bilinmektedir. İlçede ‘Dodurga Mevkisi’ olarak bilinen yer bu bilgiyi doğrular tarzdadır. Türk aileler Dodurga, Doğancı Deresi ve Gâvur Öreni mevkilerine yerleşerek, yaşamlarını sürdürmüşlerdir. At yetiştirilen ahırlar bugünkü Ak Cami yakınları ve Hansıdı Mevkisinde bulunmaktaydı. Caminin altında ise su ihtiyacını karşılayan bir sarnıç yer alıyordu. Bozkır ilçesine ismini veren Bozkır Bey, boyu ile birlikte önce Ahırlı-Yahıhüyük yakınlarına göç etmiş, bir süre burada kalmış, sonraları Bozkır’a giderek yerleşmiştir (Bozkır Bey’in yaşadığı yıllar tam bilinmemekle birlikte 1400’lü yıllar olabileceği düşünülmektedir).

Ahırlı, Türkiye Selçuklularının tarih sahnesinden çekildikleri 1308’den sora Karamanoğlu Beyliği hâkimiyetine girmiştir. Karamanoğlu İbrahim Bey (Ö.1454) Ahırlı’ya verdiği önem nedeniyle burada vakıflar kurmuştur. Fatih Sultan Mehmed Konya’nın ova kısmını 1467’de Osmanlı topraklarına katmış, Karamanoğulları dağlık bölgelerdeki varlıklarını bir süre daha devam ettirmişlerdir. Ahırlı’nın da aralarında bulunduğu bu bölge ise yine Fatih Sultan Mehmed döneminde 1474’te Osmanlı topraklarına katılmıştır. 

Ahırlı’da Türkiye Selçukluları ile başlayan Türk hâkimiyeti sırasıyla Karamanoğulları ve Osmanlılarla devam etmiştir. Ahırlı; her üç döneminde de ordu için atların yetiştirildiği bir askeri üs olarak önemini korumuştur. Osmanlı döneminde karye (köy) statüsünde bulunan Ahırlı, Cumhuriyet döneminde gelişimini sürdürmüştür. 1963’te belediye teşkilatı kurulan Ahırlı, nahiye statüsü ile Bozkır ilçesine bağlı bir yerleşim merkezi olmuştur. Ahırlı, 09.05.1990 tarih ve 3644 Sayılı 130 İlçe Kurulması Hakkında Kanun ile ilçe yapılmıştır. Akkise Nahiyesi ile Aliçerçi, Bademli, Balıklava, Büyüköz, Çiftlik, Erdoğan, Karacakuyu, Kayacık, Kuruçay ve Küçüköz köyleri Ahırlı ilçesine bağlanmıştır.

Sayfa /

Kaynakça